
Birleşmiş Milletler Türkiye “Bizim Haklarımız, Bizim Gücümüz” sloganıyla her kadın ve kız çocuğunun haklarını eşit şekilde hayatın her alanında, her gün kullanılabildiği bir gelecek için çağrı yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sivil toplum, özel sektör, işveren ve işçi örgütleri ve tüm ortaklarıyla birlikte bu mesafeyi kapatmak için çalışıyor.
BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, “Haklar eşitliğin temelidir ve tüm kadınların ve kız çocuklarının güvenli ve onurlu bir yaşam sürebilmesinin ön koşuludur. Bu yıl eşit haklar ve bu hakların uygulanması, kullanılması ve hayata geçirilmesi için adalete eşit erişim talep ediyoruz” sözleriyle bu yılın kampanyasını özetliyor.
Ücretsiz bakım emeği
Bu talebin boyutları somut. TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadınlar günde 4.5 saatlerini hanehalkı ve aile bakımına harcıyor. Bu süre erkeklerde yalnızca 53 dakika. ILO Türkiye Direktörü Yasser Hassan, ücretsiz bakım emeği tanınmadan ve paylaştırılmadan kadınların ekonomik yaşama eşit katılımının mümkün olamayacağını vurguluyor.
Kırsalda tablo daha da çarpıcı. Kadınlar tarım iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor. Ancak yüzde 77’si ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, mülkiyet hakkı olmadan ekonomik bağımsızlığın mümkün olmadığını, kadın kooperatiflerinin bu dönüşümün anahtarı olduğunu belirtiyor. WFP Türkiye Direktörü Stephen Cahill ise eşitsizliğin bir başka boyutuna dikkat çekerek, özellikle afet ve kriz dönemlerinde kadınların gıdaya erişiminin tüm aile için güvenli bir yaşamın temeli olduğunu hatırlatıyor.
Göçmen ve mülteci kadınlar ise kesişen engellerle karşı karşıya kalıyor. IOM Türkiye Temsilcisi Gerard Waite, kayıtlı istihdama geçişin kadınlara yalnızca gelir değil, sosyal güvence ve hukuki koruma sağladığını vurgularken, UNHCR Türkiye Temsilcisi Angela Li Rosi, yerinden edilmiş kadınların belgelendirme ve hukuki yardıma erişim hakkının korunmasının vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor.
Eşit haklar, fırsatlar
Sağlık ve eğitim de adaletin ayrılmaz parçası. DSÖ Türkiye Temsilcisi Dr. Tasnim Atatrah, kadın haklarının sağlıkta eşitlik, sosyal adalet ve sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde yer aldığını vurguluyor. Atatrah, DSÖ’nün her kadın ve kız çocuğunun nitelikli sağlık hizmetlerine erişebilmesi, haklarını kullanabilmesi ve potansiyelini tam olarak gerçekleştirebilmesi için toplumsal cinsiyete duyarlı ve engelliliği kapsayıcı sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirtiyor. UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam Khan da, şiddetle mücadele ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişim ile kadınları ve gençleri güçlendirdiklerini vurgulayarak, “Her kadın ve kız çocuğunun yaşam döngüsü boyunca eşit haklara ve fırsatlara sahip olması için çalışıyoruz” ifadelerini kullanıyor.
Ekonomik hayata katılım
UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, kız çocuklarının eğitim haklarını hayata geçirebilmelerinin, güvenli ve korunaklı bir ortamda büyüyebilmelerinin ve fırsatlara erişebilmelerinin, daha refah düzeyi yüksek toplumlar inşa etmenin temel unsurlarından biri olduğunu vurguluyor. UNIDO Türkiye Temsilcisi Süleyman Yılmaz da şu ifadeleri kullanıyor:
“Kadınların ekonomik hayata katılımı, sürdürülebilir üretim ve yeşil sanayi alanlarında güçlendirildiğinde, kapsayıcı ve kalıcı kalkınmanın temel itici gücü haline gelir. UNIDO, kadınların ekonomik güçlenmesini sanayi politikalarının önemli bir unsuru olarak görmekte ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmektedir.”
BM Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi ise, “Adalet, yazılı hakları gerçeğe dönüştürür. Hesap verebilirlik ise adaleti mümkün kılar. Tüm kadın ve kız çocuklarının adalete eşit erişimi için birlikte çalışıyoruz” diyerek sözlerini tamamlıyor.
Reklamda kalıpları yıkan markalar kazanıyor
Reklamlarda, kapsayıcı, çeşitli ve eşitlikçi yaklaşımı benimseyen ve Reklamverenler Derneği öncülüğünde, UN Women inisiyatifi olarak çalışan Unstereotype Alliance Türkiye üye buluşmasında açıklanan yeni veriler, reklam dünyasında ezberleri bozuyor. Reklamlarda geleneksel toplumsal cinsiyet kalıplarını yıkan ve ilerici dil kullanan markaların, hem kısa vadeli satışlarında hem de reklam yatırım getirisinde büyük bir sıçrama yaşadığını kanıtlayan araştırmaya göre, uzun vadeli marka gücünde +49 puanlık devasa bir etki yaratıyor ve kısa vadeli satış ihtimalini +30 puan artıyor.
Unstereotype Alliance Türkiye, reklam ve medya sektöründe toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık prensipleriyle dönüşümü için tasarladığı yeni reklam kampanyasını da üyeleriyle paylaştı. Reklam ve medya
sektöründeki çalışanlara “Değiştirme gücü sende, değişim işin mutfağında başlar, sen yapabilirsin” mesajını verecek olan kampanyada, çalışanların bakış açılarının değiştiği takdirde reklamların ve toplumun bakış açılarının da değişeceği savunuluyor. Unstereotype Alliance üyeleri ve destekçileri arasında büyük heyecan yaratan reklam kampanyasının lansmanı, Mayıs ayında yapılacak ve tüm reklam ve pazarlama sektörüne de katılım çağrısı yapılacak.