İSMAİL ŞAHİN / İSTANBUL -ABD ve İsrail’in İran’ya yönelik başlattığı savaş 21. gününe girerken savaşın Amerikan halkına maliyeti 27 milyar doları aştı. Savaşının daha da tırmanabileceği endişeleri ve çatışmanın yakın zamanda çözüleceğine dair düşük beklentiler nedeniyle küresel petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti. Savaş bölgesindeki 68 rafineride üretim neredeyse tamamen durmuş durumda. 110 doların altını gören Brent petrolünün varil fiyatı 112 doların üzerine çıkarken bu haftaki kazançlar yaklaşık yüzde 9’a ulaştı. Financial Times gazetesine konuşan Suudi Arabistanlı yetkililer, savaşın nisan ayına sarkması halinde petrol fiyatlarının 180 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulunurken, LNG tarafında ise şubat ortasında 29 euro olan megawatsaat fiyatının Hürmüz Boğazı’nın 10 hafta daha kapalı kalması durumunda 500 euroya yükselebileceği uyarıları yapılıyor.
140 MİLYON VARİL
ABD yönetimi küresel petrol krizini bir nebze olsun hafifletmek için İran petrolünün satışına geçici olarak izin verdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren, dar kapsamlı ve kısa süreli bir genel lisans yayımladıklarını duyurdu. Bessent “Destansı Öfke Operasyonuna’ devam ederken, fiyatları düşük tutmak için İran’ın petrolünü Tahran’a karşı kullanacağız” dedi.
İsrail-İran-ABD savaşının 22. gününde! Füzeler ateşlendi, İran'ın vurduğu İsrail'de büyük yıkım Yaptırım altındaki İran petrolünün Çin tarafından ucuza stoklandığına işaret eden Bessent, bu mevcut arzın geçici olarak serbest bırakılmasıyla ABD’nin yaklaşık 140 milyon varil petrolü hızla küresel piyasaya sunacağını, böylece dünya çapındaki enerji miktarının artacağını ve İran’ı sorumlu tuttuğu arz üzerindeki geçici baskıların hafifletilmesine yardımcı olunacağını aktardı. ABD Hazine Bakanlığı tarafından yayımlanan genel lisansa göre, 20 Mart yerel saatle saat 00.01’den önce gemilere yüklenmiş olan İran menşeli ham petrol ve petrol ürünlerinin satışı, teslimatı veya boşaltılmasıyla ilgili işlemlere geçici olarak izin verildi. Söz konusu izin 19 Nisan yerel saatle saat 00.01’e kadar geçerli olacak.
HÜRMÜZ KAPALI AMA...
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesi ile İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılarda “karşı tarafı kelimenin tam anlamıyla yok etmekte olduklarını” belirterek bu durumda “ateşkes istemediğini” dile getirdi. Saldırıların başlamasından bu yana gemi trafiğinin sert şekilde düştüğü Hürmüz Boğazı’nı ABD’nin kullanmadığını söyleyen Trump, bu konuya Avrupa, Güney Kore, Japonya ve Çin’in “müdahil olması gerektiğini” savundu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapalı olmadığını belirterek, “Boğazı kapatmadık. Açık” dedi. Arakçi, Tahran yönetimi ile temas kuracak bazı ülkelere Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş sağlamaya hazır olduklarını söyledi.
Savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği yüzde 95 düşerken, yüzde 5’lik gemi geçişi halen devam ediyor. Bu tanker ve kargo gemilerinin büyük bölümünü İran bağlantılı ve yaptırım altındaki “gölge filo” oluşturuyor. Taşınan petrolün neredeyse tamamı ise Asya’ya, özellikle Çin’e yöneldi. Kpler isimli analiz şirketine göre 1 Mart ile 19 mart arasında Hürmüz’den 116 gemi geçişi oldu. İran gemilerini sırasıyla yüzde 18 ile Yunan gemileri, ardından yüzde 10 ile Çin bayraklı gemiler gemiler takip etti. Geçen gemilerin üçte birinin yaptırım kapsamında olduğu ifade edildi. JPMorgan’a göre mart başından beri Hürmüz’den günde ortalama 1.3 milyon varil petrol geçişi oldu. İran Pakistan ve Hint bayraklı gemilere de izin veriyor.
Trump'tan 'Hürmüz' açıklaması: İran'a 48 saat veriyoruz, yerle bir ederiz
PETROL KRİZİNE KARŞI EVDEN ÇALIŞMA ÇAĞRISI
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), petrol tüketiminin hızla düşürülmesi için acil “davranış değişikliği” çağrısında bulunuldu. Yakıt sarfiyatını düşürmek için uzaktan çalışma modeline geçilmesini, otoyollardaki hız limitlerinin en az 10 kilometre düşürülmesi önerildi. Özel araç kullanımı yerine toplu taşımanın teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı. IEA Başkanı Fatih Birol, “Talebi azaltmaya yönelik bu önlemler, tüketicileri ekonomik şoktan korumak ve enerji güvenliğini desteklemek için kritik bir araçtır” dedi.
HAVACILIKTA DEĞER KAYBI 50 MİLYAR DOLAR
Havacılık sektörü, Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği enerji krizi, artan yakıt maliyetleri ve hava sahası kısıtlamaları nedeniyle pandemi dönemindeki gibi büyük kriz yaşıyor. Savaş nedeniyle 50 binden fazla uçuş iptal edilirken bilet fiyatları hızla yükseliyor. Financial Times büyük havayolu şirketlerinin piyasa değerleri 20 günde 50 milyar dolar kayba uğradı. American Airlines’ın piyasa değeri pandemi dönemindeki seviyeye geriledi. Çoğu havayolu şirketi uzun mesafeli uçuşlarını azaltmaya başladı. United Airlines, maliyetler nedeniyle uçuş kapasitesini yüzde 5 azaltacağını açıkladı. Turizm kaynaklı kaybın da 12 milyar doları aştığı hesaplanıyor. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) verilerine göre, çatışmaların uluslararası ziyaretçi harcamalarına etkisi günlük en az 600 milyon dolar.
ATEŞ ALTINDA 55 SAATİN KAZANIMLARI
KÖRFEZ’DE GÜNLÜK KAYIP 2.3 MİLYAR
Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle Körfez ülkelerinden petrol ihracatı yüzde 60’tan fazla azalması, bu ülkelerin petrol ve doğal gaz gelirlerinde ciddi kayıplara yol açıyor. Anadolu Ajansının (AA) “Körfez’de Savaşın Bilançosu” başlıklı dosya haberine göre körfez ülkelerinden yapılan petrol ihracatı günlük 25.1 milyon varilden 9.7 milyon varile geriledi. Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi Başkanı Oğuzhan Akyener, “Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman, Bahreyn ve Irak’ın enerji krizinden kaynaklı toplam kaybının günlük yaklaşık 2.3 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor” dedi.
FOSİL YAKIT TARTIŞILIYOR
21. Yüzyıl Yenilenebilir Enerji Politika Ağı (REN 21) İcra Direktörü Rana Adip, fosil yakıtların sürekli çıkarılması, taşınması ve ticareti gerektiği için bu zincirin herhangi bir noktasında yaşanan aksamanın küresel ekonomi üzerinde geniş etkiler yaratabileceğini ifade etti. Adip, “Yenilenebilir enerji sistemleri farklı şekilde çalışır. Kurulduktan sonra yakıt maliyetini ortadan kaldırır, enerji fiyatlarının daha istikrarlı olmasına yardımcı olur ve küresel piyasalardaki oynaklığa maruziyeti azaltır. Güneş, rüzgar ve su gibi yerel kaynaklar uluslararası tedarik yollarına veya jeopolitik dinamiklere bağlı olmayan enerji sağlar. Hükümetler doğru politikaları oluşturarak, yatırımları yenilenebilir enerjiye yönlendirerek yenilenebilir temelli ekonominin sunduğu fırsatı değerlendirmelidir” dedi.