
Wilson hastalığı, bakırın anormal birikimi ile karakterize kalıtımsal bir metabolizma hastalığı. Buhastalığının belirtileri genellikle yaş grubuna bağlı olarak değişmekle birlikte, en sık karaciğer ve merkezi sinir sistemi olmak üzere vücudun hemen hemen tüm organlarında bakır birikimine neden olabilecek bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yaşar Doğan, şunları söyledi:
Alıntı MetniWilson hastalığının tanısını koymak için ayrıntılı bir öykü ve fiziksel muayeneden sonra gerekli laboratuvar testlerinin yapılmasıyla mümkün olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Yaşar Doğan,
“Bu laboratuvar testleri kan seruloplazmin düzeyi, serum bakır düzeyi, 24 saatlik idrarda bakır atılımı düzeyi, gerekirse karaciğerde biyopsi alımından sonra kuru karaciğer bakır düzeyi, alınmış olan biyopsinin histolojik incelenmesi, muayene esnasında gözde kayser-fleischer halkalarının ve sunflower katarakt dediğimiz katarakt belirtilerinin olması. Bu bulguların birkaç tanesinin yan yana gelmesiyle rahatlıkla tanı konulabilir" dedi.
ERKEN TANI HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Wilson hastalığında tanının erken konulmasının çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar Doğan şöyle devam etti:
Alıntı MetniGeç dönemde tanı konulmuş çocuk hastalarda tabii ki organ fonksiyon bozukluklarının yanı sıra büyüme-gelişme geriliği olabileceğini ve büyümenin etkileneceğini ifade eden Prof. Dr. Yaşar Doğan,
“Dolayısıyla büyümenin etkilenmesinde ve karaciğer fonksiyon bozukluklarına bağlı olarak sosyal yaşamında eksiklikler ve hastanın sosyal yaşamını etkileyen olumsuzluklar meydana gelecektir. Çocukluk döneminde Wilson hastalığının erken tanısı; çocukta oluşabilecek hem fiziksel hem organik zedelenmelerin önlenmesini sağlayacaktır hem de ileriki dönemde gelişebilecek olumsuz durumların oluşmamasına zemin hazırlayacaktır” şeklinde açıklamalarda bulundu.
'TEDAVİ HİÇ AKSATILMADAN DEVAM ETMELİ'
Wilson hastalığında tedavinin devamlılığının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar Doğan, “Eğer hasta düzeldikten sonra tedaviyi belli bir noktada kesmiş olursak daha önceki dönemde görmüş olduğumuz klinik bulgular tekrarlanma eğilimi göstereceğinden dolayı mutlaka tedavi hiç aksatılmadan devam etmeli, hayat boyu sürdürülmesi gereken bir tedavi süreci olduğunu hastalarımıza mutlaka bildirmemiz gerekli” diye konuştu.