Filmealese.Net   Kimler Online Yöneticiler Duyurular Anasayfa

Geri Git   Filmealese.Net > >

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt Bugün, 12:52
Abowe Abowe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Senior Member
 
Üyelik tarihi: 23.Mayıs.2019
Nereden: Brunei Darussalam
Mesajlar: 7,499
Standart Son dakika... Türkiye açısından 'Mekke Savunma Anlaşması' neden önemli? Üç ülkenin bi

MİLLİYET.COM.TR - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde üçlü savunma anlaşması imzaladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın Mekke'de imzaladığı Ortak Savunma Anlaşması ile üç ülkenin kolektif güvenliğini güçlendirmeyi, savunma iş birliğini geliştirmeyi ve herhangi birine yönelik silahlı saldırının tümüne yapılmış sayılmasını öngören ortak bir savunma mekanizması oluşturduğunu açıkladı.

Peki Türkiye açısından bu anlaşmanın önemi nedir? Anlaşma, Orta Doğu'nun güvenlik dengelerini nasıl değiştirebilir? ABD, Avrupa Birliği ve İsrail'in bu anlaşmaya bakışı ne yönde?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan'da! 3 ülke 'Mekke Savunma Anlaşması'na imza attı Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Çanakkale Onsekiz Mart Üni. Öğr. Üy. Dr. Ufuk Necat Taşçı ve Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Fatma Yeşilkuş, Milliyet.com.tr Yayın Koordinatörü Sercan Dinç'e değerlendirdi.

KOLEKTİF CAYDIRICILIĞIN BÖLGESELLEŞTİRİLMESİ YÖNÜNDE ATILMIŞ STRATEJİK BİR ADIM

Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Mekke Savunma Anlaşması’nın İran–ABD–İsrail savaşı sonrasında Orta Doğu’da ortaya çıkan güvenlik boşluğuna bölge devletlerinin verdiği kurumsal bir cevap olarak niteledi.

Savaşın Körfez ülkelerine çok açık bir gerçeği yeniden gösterdiğini belirten Doç. Dr. Özcan, "ABD koruma şemsiyesi geçirgen bir yapıda. Yani konu İsrail ise o eksende bu şemsiye ne kadar sağlam sorusu sorulmalı. İşte tam bu noktada da bölge devletleri açısından mesele, Amerikan güvenlik şemsiyesini tamamen terk etmek değil; kendi güvenliklerini yalnızca dışarıdan sağlanan garantilere bırakmayan, bölgesel kapasitelere dayalı yeni bir caydırıcılık mimarisi oluşturmaktır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın 7 Ağustos 2026’da imzaladığı ve taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tümüne yönelik saldırı olarak kabul edilmesini öngören Mekke Savunma Anlaşması’nı bu nedenle basit bir askerî iş birliği metni olarak değil, kolektif caydırıcılığın bölgeselleştirilmesi yönünde atılmış stratejik bir adım olarak değerlendirmek gerekir. Ankara artık yalnızca bölgesel krizlere tepki veren veya krizlerin sonuçlarını yönetmeye çalışan bir devlet değildir; giderek bölgesel güvenlik mimarisinin nasıl şekilleneceğini belirlemeye çalışan kurucu aktörlerden biri haline gelmektedir. Bu, Türkiye’nin son on yıldaki dönüşümünün doğal sonucudur. Uzun yıllar boyunca Türkiye’nin Orta Doğu güvenliğindeki yeri büyük ölçüde NATO üyeliği, ABD ile ilişkileri ve kendi sınır güvenliği üzerinden okunuyordu. Bugün ise Ankara’nın hareket alanı çok daha geniştir." dedi.

MESAJLARI ÇOK GÜÇLÜ

Öncelikle bu anlaşmanın tarihsel bir kırılmaya tekabül ettiğinin görülmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Ufuk Necat Taşçı da, "20’inci yüzyılın tek kutuplu dünya düzeninde, Batı’dan kaçanların farklı kasırgalara tutulduğu bir dönem gördük. Özellikle Batı-Doğu denkleminde sıkışan pek çok ülke ve aktör gördük. Ancak 21’inci yüzyılın çok kutuplu düzeni ve bölge ülkelerinin kurumsal hafızası, Gazze’de son üç senedir devam eden soykırım süreci ile beraber özgün bir yol belirlemeye başladı. Batı’dan kaçarken alternatif paradigma arayan halkların, Nasır ve ondan mülhem türemiş rejimlere, Baasçı yönetimlere tutulduğu bir kısır döngü kırıldı." dedi.



Dr. Taşçı, "ABD’nin Abraham Anlaşmalarının karşısına, Türkiye’nin askeri, siyasi ve sosyolojik anlamda ilham verdiği, özgüven aşıladığı Mekke Anlaşması, bir nevi Abraham’a karşı İbrahim Anlaşması imzalandı. Türkiye’nin dış politikasında izlediği bağımsız pozisyonun, askeri, siyasi ve ticari dinamiklerle donatıldığında mümkün olduğunu herkes gördü. Artık ABD’den kaçarken tek çare Çin ve Rusya değil. Müslüman ülkelerin Türkiye öncülüğünde geliştirdiği dindaşlık, komşuluk ve güvenlik anlayışının tezahürü olan bir süreç bu. Aynı zamanda sadece İsrail’in değil, İran’ın ve bölgeyi yayılmacı politikalarıyla ateşe vermeye çalışan her türlü aktörün önünde çok önemli bir güç projeksiyonu. Türkiye’nin Batı-NATO bağları, buna rağmen Rusya ve alternatif mekanizmalarla dizayn ettiği başarılı dış politikası, Suudi Arabistan’ın finansal ve enerji altyapısıyla, Pakistan’ın nükleer gücüyle birleşti. Bu dinamikler çerçevesinde değerlendirdiğinizde tarihsel anlamda çok büyük bir kırılma yaşanıyor." şeklinde konuştu.

İspanya Schengen'den çıkarılabilir mi? AB tarihine geçecek büyük kırılma "ABD’nin Suudi Arabistan’a Abraham Anlaşmalarına katılma baskısına da bir cevap." diyen Dr. Taşçı sözlerini şöyle tamamladı; Dolayısıyla ABD’nin bundan sonra bölgede tek taraflı ve radikal şekilde İsrail lehtarı olmasının da önüne geçebilecek bir sürecin kapılarını araladı Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan anlaşması. Bu bağlamda Mekke’nin anlaşmanın imzalanması adına tercih edilen lokasyon olmasının da mesajları çok güçlü. İslam dünyasının ortak müştereğinde, Müslüman ülkelerin istikrarını önceleyen ve çeşitli kutuplara karşı özgül ağırlığını hissettiren bir anlaşma. Hem bölgede hem dünyada bu yeni ittifakı kabul etmek bir zorunluluk. Avrupa’nın ABD ilişkilerindeki çatırdama ve Rusya ile alakalı endişeleri ortasında Türkiye’ye güvenlik mimarisinde duyduğu mecburiyet bilindik bir gerçek. Şimdi bu gerçeklik, bölgesel ve bütüncül bir siyasi, askeri ve ekonomik anlayışa dönüşüyor.

ETKİLERİ ÇOK DAHA GENİŞ BİR COĞRAFYAYA VE FARKLI ALANLARA YANSIMASI MÜMKÜN

Son yılların belki de en dikkat çekici stratejik anlaşmalarından birinin Mekke’de imzalandığını hatırlatan Dr. Fatma Yeşilkuş ise, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında savunma alanında önemli bir ittifak kurulduğunu belirterek, "İlk bakışta yalnızca askeri bir iş birliği gibi görünse de bu anlaşmanın etkilerinin çok daha geniş bir coğrafyaya ve farklı alanlara yansıması mümkün." dedi.

"Burada özellikle üç ülkenin sahip olduğu farklı avantajlara dikkat çekmek gerekiyor." diyen Dr. Yeşilkuş, "Türkiye; savunma sanayii kapasitesi, geliştirdiği yeni nesil harp doktrinleri ve sahip olduğu operasyonel tecrübe bakımından bu üçlü içerisinde öne çıkıyor. Yani yalnızca teknolojik imkanlara sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu imkanların sahada nasıl kullanılacağı konusunda da ciddi bir birikim taşıyor. Suudi Arabistan ise ittifakın ekonomik açıdan en güçlü ayağını oluşturuyor. Sahip olduğu yüksek finansal kapasite, savunma yatırımlarının, ortak projelerin ve stratejik girişimlerin daha hızlı hayata geçirilmesi açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Pakistan'ın ise bu denklemde çok farklı ve kritik bir konumu var. Pakistan, İslam dünyasında nükleer silahlara sahip tek ülke olması nedeniyle ittifaka stratejik bir caydırıcılık boyutu kazandırıyor. Bunun yanında 250 milyonu aşan nüfusuyla üç ülke arasındaki en geniş insan kaynağına ve büyük bir toplumsal kapasiteye sahip ülke konumunda." açıklamasını yaptı.

Dr. Yeşilkuş sözlerine şöyle devam etti; Dolayısıyla bu üç ülkeyi bir araya getiren tabloya baktığımızda; Türkiye'nin teknoloji ve savunma kabiliyeti, Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü, Pakistan'ın ise nükleer caydırıcılığı ve demografik kapasitesi aynı denklem içerisinde buluşuyor. Bu da söz konusu ittifakı yalnızca askeri bir anlaşma olmaktan çıkararak, bölgesel güç dengeleri açısından yakından takip edilmesi gereken stratejik bir yapıya dönüştürüyor.

"GÜVENLİK SAĞLAYICI DEVLET"

Doç. Dr. Özcan, "Suriye’nin yeniden istikrara kavuşmasını ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını destekleyen başlıca aktörlerden biri olan Türkiye, Libya’da askerî ve siyasi dengeyi değiştiren bir kapasite ortaya koymuş, Katar’da askerî varlığını kurumsallaştırmış, Somali’de askerî eğitim ve kapasite inşasında etkin rol üstlenmiş, Azerbaycan ile savunma ilişkilerini stratejik ittifak düzeyine taşımış istikrar sağlayıcı bir aktör. Daha doğru ifadeyle bu anlaşma, Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği “güvenlik sağlayıcı devlet” kapasitesinin kurumsallaşmasının yeni bir aşamasıdır.

"Bu noktada Mekke Anlaşması’nın gerçek potansiyeli ortaya çıkmaktadır." diyen Doç. Dr. Özcan, "Suudi Arabistan’ın finansal kapasitesi ve Körfez’deki jeopolitik ağırlığı, Pakistan’ın büyük askerî kapasitesi ve nükleer caydırıcılığı ile Türkiye’nin savunma teknolojileri, operasyonel tecrübesi ve NATO standardizasyonu aynı yapı içerisinde buluşmaktadır. Bu nedenle ortaya çıkan denklem yalnızca üç ordunun yan yana gelmesi değildir; sermaye, teknoloji, askerî kapasite ve jeopolitik konumun aynı güvenlik mimarisi içerisinde birleşme ihtimalidir." ifadelerini kullandı.

ÜÇ ÜLKENİN BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN TARAFI

"Anlaşmanın ortaya çıktığı uluslararası sistemin fotoğrafını doğru okumamız gerekiyor. Çünkü bugün yaşanan gelişmeleri yalnızca tek tek bölgesel krizler üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Uluslararası sistem, Soğuk Savaş sonrasındaki dengelerin ciddi biçimde aşındığı ve güç merkezlerinin yeniden konumlandığı yeni bir döneme giriyor." diyen Dr. Yeşilkuş şunları söyledi;

Üç ülkenin birbirini tamamlayan bir tarafı var:
- Suudi Arabistan -> para ve stratejik coğrafya
- Türkiye -> konvansiyonel askeri güç, savunma sanayii ve teknoloji
- Pakistan -> nükleer caydırıcılık ve askeri kapasite

Öte yandan Türkiye, Pakistan ve İran gibi ülkeler sıklıkla İslami dayanışma söylemini kullanıyordu. Özellikle Müslüman devletlerin bir gün tek bir stratejik şemsiye altında toplanabileceğini sık sık öne sürülüyordu. Ancak böyle bir oluşuma hangi ülkenin liderlik edeceğinin belirsiz olması temel bir sorundu. Artık bu tablo bize sıklıkla vurgu yapılan İslami NATO olarak nitelendirilen İslam dünyasında yeni bir güvenlik mimarisinin oluşturulmaya başladığını gösteriyor. Elbette bunun hemen NATO benzeri kurumsallaşmış bir askeri ittifaka dönüşeceğini söylemek için henüz erken. Ancak üç ülkenin sahip olduğu farklı güç unsurlarının birbirini tamamlayabilecek olması, anlaşmanın orta ve uzun vadede önemli bir stratejik potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor.

"ABD, Avrupa Birliği ve İsrail'in bu anlaşmaya bakışı ne yönde?" sorusuna Dr. Yeşilkuş şöyle yanıtladı;

ABD: Anlaşma, Suudi Arabistan'ın güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme ve Washington'a olan bağımlılığını azaltma arayışının işareti olarak değerlendirildiği için ABD'nin bölgedeki güvenlik taahhütlerinin sorgulandığı düşünülüyor. Ama burada Washington açısından çok kritik bir ayrıntı var: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın üçü de ABD ile tamamen kopmuş ülkeler değil. Hatta Pakistan ve Suudi Arabistan'ın ABD ile çok köklü askeri ilişkileri bulunuyor; Türkiye ise NATO üyesi. Ancak ABD açısından asıl rahatsız edici olan husus müttefikleri, güvenliklerini sadece ABD şemsiyesi altında değerlendirmiyor.

AVRUPA BİRLİĞİ: Şu an için anlaşmaya yönelik sert ve doğrudan bir tepki bulunmuyor. Fakat Avrupa'daki stratejik tartışma açısından anlaşma oldukça anlamlı. Çünkü Avrupa zaten ABD'nin güvenlik şemsiyesine ne ölçüde bağımlı kalacağı konusunda ciddi bir tartışma yürütüyor. Avrupa açısından Türkiye'nin rolü özellikle önemli. Çünkü Ankara'nın NATO içerisindeki konumu ile aynı anda Pakistan ve Suudi Arabistan ile savunma iş birliğini geliştirmesi, Türkiye'yi Avrupa güvenlik mimarisi ile Orta Doğu güvenlik mimarisi arasında daha merkezi bir aktör haline getiriyor.

İSRAİL: Tablo çok daha dikkat çekici. Çünkü İsrail'in son yıllardaki bölgesel stratejisinin temel unsurlarından biri, Arap ülkeleriyle normalleşme ve İran'a karşı ortak bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturulmasıydı. Bu çerçevede İbrahim Anlaşmaları üzerinde hareket ediliyordu ancak Mekke Anlaşması, bana kalırsa bu planı bozmuş oldu. Ve İsrail tarafındaki kaygının bir başka nedeni ise Türkiye'nin varlığı. İsrail açısından Suudi Arabistan'la kurulması beklenen normalleşme sürecinin içerisine Türkiye'nin güçlü biçimde girmesi, Türkiye'nin bölgesel etkisini artırıyor. İsrail’in Türkiye’nin olduğu bir yerde istediği gibi hareket edemeyecek olması aslında en büyük rahatsızlığı.
Alıntı ile Cevapla

Abowe Kullanicisinin Son 5 Konusu
Baslik Kategori Son Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj
Bakan Yumaklı Güvenli Elektronik Küpe İzleme... Sinema Abowe 0 7 07.Ağustos.2026 12:52
Bakan Kacır: 23 yılda imalat sanayi katma... Sinema Abowe 0 7 07.Ağustos.2026 12:52
600 metrelik uçurumdan yuvarlanan araçta ölü... Sinema Abowe 0 7 07.Ağustos.2026 12:52
Freni boşalan TIR, refüjü aşarak karşı yöne... Sinema Abowe 0 7 07.Ağustos.2026 12:52
Büyükçekmece'de denizda arama! Boğulma ihbarı... Sinema Abowe 0 7 07.Ağustos.2026 12:52

Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Açık

Forum Jump


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:25.


Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2026 DragonByte Technologies Ltd.
ankara escort ankara escort ankara escort çankaya escort ankara otele gelen escort eryaman escort eryaman escort ankara escort eryaman escort kızılay escort escort ankara çankaya escort kızılay escort ankara eskort Antalya Seo tesbih
Film izle Dizi izle Erotik Filmler Sex Hikaye Erotik Filmler Yabancı dizi izle Erotik Film hemen izle